Şu Türkler Ne Çılgınmış.
Turgut Özakman "Şu
Çılgın Türkler" adlı kitabına bu ismi, Türk’lerin kurtuluş savaşında çılgınlık
boyutuna varan olağan üstü mücadelelerinden dolayı vermiştir.Ancak atalarımız
yeryüzünde yaşama ve özgür olma savaşını her daim çılgınlık derecesinde ilk var
oldukları tarihten başlayarak günümüze kadar devam ettirmişlerdir.
Bu var olma savaşı özellikle Türklerin orta Asya dan başlayan
yurt bulma göçleri ile Uzakdoğu nun sınırlarından bugünkü Anadolu topraklarına
kadar uzanmış ve Avrupa’ya kadar yayılmıştır.
Türkler bulundukları
her devlet sınırlarında sosyal, kültürel ve sportif alanlarda derin izler
bırakmışlardır. Ancak bozkır ve göçebe kültürü ile yaşayan atalarımız tarihsel
yaşamlarını maalesef yeteri kadar yazılı belgeye dönüştürememişlerdir.
Bugün hepimizin genel
olarak bildiği Kung-fu,Karate-do,Taekwon-Do,Thai Boks vb. birçok Do
sistemlerinin Çin, Japonya, Kore ve Tayland gibi ülkelerin geleneksel ve milli
sporları olduğudur.
Tüm spor tarihçileri Do sporlarını atası
ve ilk disiplinli çalışmanın Kung-fu sistemi olduğunu kabul ederler. Diğer Do
branşlarının da gelişimi , Çinli tacirlerin ve Budist misyonerlerin komşu
ülkelere yaptıkları seyahatler esnasında Kung-fu nun tanıtılması ve
çalıştırılması ile sayesinde olmuştur.
Ancak Kung-fu nun Çin’de gelişimi ve
disipline edilişinin hikâyesi Çinli tarihçilerin yazdığı gibi değil, aslında çok
ilginç ve bugüne kadar duymadığımız bilmediğimiz şekildedir. Çılgın Türklerin
dünyanın ilk sistemli dövüş sporu olan Kung-fu nun gelişiminde olağanüstü
etkileri ve üstünlükleri vardır.
Uzakdoğulu Do spor’ları tarihçileri ise
Do sistemlerinin ve branşlarının tarihsel gelişimlerini kaleme alırken,
milliyetçi ve şovenist duygularla hareket etmişler, tüm Do spor stillerinin
kendi topraklarından ve ırklarından geliştiğini ısrarla belirtmişlerdir.
Bu iddia ile yapılan porapaganda’yıda
maalesef tüm Dünya kabullenmiş ve Do spor’larının temelinin Çin’den ve
Uzakdoğulular tarafından icat edilip geliştiğini kabullenmişlerdir.
Ancak gerek Dünya’da gerekse Ülkemizdeki
sağduyulu tarihçiler Uzakdoğulu tarihçilerin bu iddialarına, tarihsel
gerçeklerle karşı çıkmışlardır.
Şahsım olarak benimde bu konuda uzun
yıllara dayanan araştırmalarım var. Görsel, sesli ve yazılı medyada yayımlanmış
Bu konu ile ilgili birçok belge ve iddialarım olmuştur. Konunun hassasiyetine
binaen, bu konuyu dergimizin sayfalarında tekrar işlemek ve bu konu ile Türk Do
spor’ları camiasına yüzyıllarca gizli kalmış gerçekleri birkaç başlık altında
bir kez daha açıklamak istiyorum.
Türklerin Çin topraklarındaki
üstünlüğü.
Ünlü Ortadoğu ve Avrupa tarihçisi Edorial
chavannes'te Türk kavimlerinin Çin, Tibet, Hindistan vb. birçok doğu ülkeleri ve
milletlerine kültürel vb.bir çok sahada etki yaptığını bu etkileme ile birlikte
öncülükte yaparak bu sayede bu milletler kabul etmese de günümüze kadar gelen
birçok örf ve ananelerinde ( buna Kung-fu sporu da dahildir) Türk'lerin derin
izleri olduğunu kesin delillerle ispat etmiştir.
Bunların yanı sıra yine isimlerini buraya
sığdıramayacağımız kadar çok yabancı tarihçiler yukarıdaki iddialara benzer
tespitleri vardır. Çin tarihini incelemeğimizde Çin toprakları üzerinde birçok
Türk devleti kurulmuştur. Tabgaç, Göktürk hakanlığı, Uygurlar, Kan çou Uygur
devleti, Kırgızlar, Türgişler ve Karluklar bu devletlere birer örnektir.
Türk kavimleri Çin toraklarında batı Çin
ve Doğu Türkistan’da yoğundur. Ayrıca Türk tarihinde rastlanan Karahanlı
hükümdarlığının kullandığı Tomgaç ve Tavgaç han unvanı Türk'lerin Çine
hâkimiyetini ifade eder. Çünkü Çinlilerin Topa diye telaffuz ettikleri
Türk'lerin Tabgaç boyu kısa zamanda gelişerek Çin'in bir bölümünü ele geçirerek
Çin üzerinde uzun yıllar hâkimiyet kurmuştur.
Tabgaç devleti sınırları içerinde o dönem
100 den fazla Budist tapınağı,2000 den fazlada Budist rahip bulunmaktadır. Evet,
Türk'ler Göktürk'lerden itibaren gerçek anlamda Çin'e hükmediyorlardı. Bu tarih
dönemleri de M.S. 500 yıllardır. Yani Çin'de dövüş sanatlarının en fazla popüler
olduğu tarih kesitidir bu.
Kung-fu Türklere sökmez.
Türklerden korunmak amacı ile meşhur Çin
seddini yaptıran Çin liler o dönemlerde mistik güçlere sahip olağanüstü
savaşçılarının olduklarını iddia ede gelmişlerdir. Bu savaşçıların en önemli güç
kaynakları ise Budist manastırlarında geliştirilen korkunç savaş teknikleri ile
donanmış Kung-fu dur.
Ancak ne hikmetse bu savaşçılar büyük
çoğunlukla, at üzerinde yerde ve her ortamda müthiş savaş sanatlarını her türüne
başarı ile uygulayan Türklere karşı sürekli yenilmeleridir.
Bu savaşların çoğundan galip çıkan ve Çin
topraklarına hakim olan Türklerin Tüm dünya tarihçilerin inde kabullendikleri
müthiş savaş sanatlarından Çin Kung-fu sunun etkilenmemesi imkânsızdır.
Günümüzde dahi popüler olarak çalışılan
Wu shu Kung- fu tekniklerinde ve stillerinde Türklere ait birçok figürleri
görmemiz mümkündür.
Yukarıdaki gibi birçok tarihsel realiteyi
bu satırlara yazabiliriz, bundan amacımız ise geçmişten buyana ısrarla üzerinde
durduğumuz Uzakdoğu spor'larında Türk'lerin etkisi, tezidir. Bu tez kesinlikle
fanatik milliyetçi duygularla ortaya atılmamış aksine tarihsel gerçekler üzerine
inşa edilmiştir.
Kung-fu Türklerden etkilenerek
gelişmiştir.
Türk kavimlerinin tarih boyunca doğu
milletleri ile sürekli komşuluğunu sürdürmesi ve komşuluk ilişkilerinin çok sık
çatışmaya dönüşmesi iddialarımızın ana kaynağını oluşturmaktadır. Bu
çatışmaların özellikle Çin toprakları üzerinde kurulan Çin'li devletlerle olması
ve bu çatışmalardan büyük çoğunlukla Türk'lerin galip gelmesi yine tezimize
delil oluşturmaktadır.
Bu çatışma ve galibiyetler sonucu
Türk'lerin Çin topraklarında hâkimiyet kurması ve uzun süreli yaşaması ve bu
tarihlerin Çin Kung-fu'sunun geliştiği dönemlere rast gelmesi yine
iddialarımızın önemini ortaya koymaktadır.
Çok uzun yıllar boyu Çin topraklarına
hakim olan ve savaşlarda, üstün dövüş teknikleri ile galip gelen Türk’lerin, Do
spor’larının temel unsuru olarak kabul edilen kung-fu sistemine etki etmemesi
olağan dışı bir olgudur.
Dolayısı ile Çin den komşu ülkelere
yayılan savaş sanatlarının tümünün temelinde Türk etkisi ve yapılanması vardır.
Bugün Uzakdoğu sporu diye çalıştığımız
branşlar aslında atalarımızın etkileri ile yüzyıllar öncesinden günümüze
gelmiştir. Yani bu sporlara hiç yabancı değiliz aksine bizden çok şeyler var. O
yüzdendir ki insanımız bu branşlara yüksek oranda ilgi göstermekte ve başarılı
olmaktadır.
Türk milletinin Do spor'ları üzerindeki
etkisi bilimsel düzeyde incelenmeli ve araştırılmalıdır. Bu önemli konunun
sürekli gündeme getirilmesi ve işlenmesi lazımdır çünkü bu olay milli bir
hadisedir. Türk Do spor'cularının bu hadiseye inanması ve her ortamda ortaya
ciddi bir iddia olarak getirmeleri lazımdır.
Çin, Japon, Kore vb. ülkelerin tarihsel
gerçekleri görmemezlikten gelip dövüş spor'larına sahiplenmeleri aslında Türk
milletine karşı yapılmış bir haksızlıktır. Aynı oranda kendi insanımızın da bu
gerçeklere yabancı kalması ve sahiplenmemesi büyük bir hatadır.